Yunanistan seçimleri: Kemer sıkma yıllarının ardından Syriza ağır bir yenilgiye uğradı

Alex Lantier
9 Temmuz 2019

Yunanistan’da Pazar günü düzenlenen milletvekili seçimlerinde, sağcı Yeni Demokrasi (ND), Syriza’yı (“Radikal Sol Koalisyon”) yenilgiye uğrattı. Bu, 2008 Wall Street çöküşünün ardından Avrupa Birliği’nin (AB) eliyle uygulamaya konan kemer sıkma önlemlerini sona erdirmek adına verdiği seçim sözlerine ihanet etmiş olan “sol popülist” Syriza’nın dört yıllık hükümetini sona erdiriyor.

ND oyların yüzde 39,7’sini alırken, Syriza yüzde 31,6’da kaldı. Gözden düşen kemer sıkma yanlısı PASOK sosyal demokratlarının isim değiştirmiş hali olan Değişim Hareketi (KINAL), yüzde 7,9 oy alırken, Stalinist Yunanistan Komünist Partisi (KKE) yüzde 5,4 ve aşırı sağcı Yunan Çözümü yüzde 3,8 oy elde etti. Syriza’nın eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis etrafında toplanan partilerin oluşturduğu Mera25 hareketi de yüzde 3,5 oranında oy aldı.

Aleksis Çipras ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker [Kaynak: Flickr, Yunanistan Başbakanı]

Neo-Nazi Altın Şafak partisi, yüzde 3’lük seçim barajını geçemeyerek meclise giremedi. Birçok aşırı sağcı milletvekili ND’ye ya da Syriza’ya katılmıştı.

ND’nin zaferi, işçilerin ve gençlerin sağa yöneldiğinin bir ifadesi değildir. Bu sonuç, tüm siyaset kurumuna yönelik büyük hoşnutsuzluğu ve Syriza’ya yönelik geniş halk nefretini yansıtmaktadır. Yüzde 42’ye ulaşan seçime katılmama oranı, CIA destekli “Albaylar Cuntası”nın 1967-1974 yılları arasındaki kanlı diktatörlüğünün ardından parlamenter demokratik rejimin yeniden kurulmasından bu yana geçen 45 yıldaki en yüksek orandır.

Syriza’nın artık eski Başbakanı olan Aleksis Çipras, akşam saatlerinde, ND adayı Kyriakos Mitsotakis’e seçim sonucunu kabul ettiğini söyledi. İlk tahminlere göre, 300 koltuklu mecliste ND 158; Syiza 86; KINAL 22; KKE 15; Yunan Çözümü 10 ve Mera25 dokuz koltuğa sahip olacak.

Mitsotakis, bunun Yunan işçileri aşırı sömürüye tabi tutmak üzere uluslararası yatırımcıları teşvik edeceği umuduyla, vergileri ve sosyal harcamaları düşürerek sermaye yanlısı önlemleri sürdüreceğinin sözünü verdiği kısa bir açıklama yaptı: “Daha az vergi, iyi ve yeni işler için daha çok yatırım ve verimli bir devlette daha yüksek maaş ve emekliği aylığı getirecek büyüme konusunda kararlıyım.”

Mitsotakis, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’den ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan tebrik mesajları aldı. Juncker, Twitter’da Mitsotakis’e hitaben yayınladığı mektupta, AB’nin Yunanistan’da daha fazla kemer sıkma uygulayacağının sözünü veriyordu: “Çok şey başarıldı. Ama daha yapılacak çok şey var.”

Çipras ise, Yunanistan’da şimdiye kadar anlaşmaya varılan ve tek seferdeki en büyük AB kemer sıkma önlemlerini içeren paketi uygulamaya koyduğu sicilini savunan son bir açıklama yaptı ve şunları belirtti: “Bugün, başımızı dik tutarak, halkın kararını kabul ediyoruz. Yunanistan’ı bugün bulunduğu yere getirmek için ağır siyasi bedeli olan zor kararlar almak zorunda kaldık.”

Kibirli bir şekilde kendi kendini tebrik eden Çipras, hükümeti döneminde “toplumun çoğunluğunu ve işçileri korumak yönünde önemli başarılar” elde edildiğini iddia ederek bununla övündü: “Yunanistan’ı, dört yıl önce aldığımız Yunanistan’a hiç benzemeyen bir şekilde teslim ettiğimiz için başımız dik.” Çipras, ayrıca, Syriza’yı, “çalışan halkın çıkarlarını korumak” için mücadele eden “geniş bir ilerici demokratik parti”ye dönüştürme hakkında içi boş sözler verdi.

Gerçek şu ki, Syriza, emeklilik, sağlık ve eğitim gibi temel sosyal programlara yönelik harcamalarda milyarlarca avroluk kesinti yaptı. Yunanistan gençliğinin yarısı işsiz ve 18-35 yaş arasındakilerin yarısı akrabalarının mali yardımına bağımlı durumda. Toplam işsizliğin yüzde 23’ten hala çok yüksek olan yüzde 18’e doğru biraz düşmesi, esnek çalışmanın yaygınlaştırılmasıyla oldu.

İşçilerin maaşları ve asgari ücret gibi temel hakları paramparça edildi. Yunanistan’da üç yarı zamanlı işte çalışan bir işçi, ayda 317 avro maaş alıyor ki bu resmi asgari ücretin yarısı. Patronlar, sıradanlaşmış biçimde, işçilerin sosyal sigortasını ödemeyi reddediyor ya da işçileri maaşlarının önemli bir kısmını komisyon olarak şirkete geri vermeye zorluyorlar. Bu kölece çalışma koşulları, temel sosyal haklarını savunmaya çalışan işçileri hedef alan ve giderek artan bir patron şiddetiyle dayatılıyor.

Sağcı gazete Kathimerini, “Kuzey’deki Selanik kentinde, beş aylık bir dönemde, işverenlerin kötü muamelesine ilişkin dört rapor bildirildi,” diye yazıyordu.

Syriza, Avrupa’daki hükümetler içinde kimi en kötü toplumsal koşulları ve en şiddetli dış politikayı uygulamaya koyan hükümettir. Eurostat’a göre, Yunanistan halkının yüzde 34,8’i yoksulluk içinde yaşıyor. Çipras, aynı zamanda, Suriye ve Irak’taki emperyalist savaşlardan kaçan Ortadoğulu sığınmacıları alıkoymak üzere berbat durumda olan bir toplama kampları ağı kurmuş ve Suudi monarşisine Yemen’deki soykırımsal savaşı için büyük miktarda silah satmıştır.

“Radikal sol” Syriza ve dünyanın dört bir yanındaki benzer örgütler, solcu ya da sosyalist partiler değil; üst orta sınıfın ayrıcalıklı kesimlerini temsil eden sağcı, sahte sol partilerdir.

Pazar günü seçim sonuçları ortaya çıkarken, Syriza yetkilileri Yunanistan halkını nankör diyerek suçlamaktan kendilerini alamadılar ve işçilerin, yaptıkları için Çipras’a teşekkür etmesi gerektiğini iddia ettiler. Syriza’nın Fransız müttefiki Stalinist Fransız Komünist Partisi’nin gazetesi L’Humanité, Syriza üyelerinin sosyal medyada “hükümetin onlar için neler yaptığını anlamamış olan seçmenler”i kınadığını bildirdi. Syrizalı Devlet Bakanı Alekos Flambouraris, “nasıl oy kullandıklarını bilmeyen seçmenler”i azarlıyordu.

L’Humanité bunu “halkla ilişkilerde kendi kendine zarar verici davranış” olarak kibarca eleştirirken, seçilmesinden önce Syriza’yı desteklemiş olan Avrupa’daki küçük burjuva sahte sol çevreler, söylediği yalanlardan dolayı hayal kırıklığına uğramış kızgın seçmenlerin Syriza’yı görevden almasından sonra bile hala onu savunuyorlar.

Syriza’nın en yakın müttefiki olan İspanya’daki Podemos partisinin başında bulunan Pablo Iglesias, Çipras’ı, sözde “tüm Yunan ve Avrupalı güçler ona karşı iken yönetme cesaretine” sahip olduğu için alkışladı. Iglesias, Twitter mesajında, “Hiç denemeyenler, asla yanlış yapma riski almazlar. Manhattan’ı alamadık ama sen saygıdeğer ve cesurdun,” diye ekliyordu.

Böylesi sahtekar açıklamalar, işçi sınıfının egemen seçkinlerin sözde “sol” hiziplerine oy vererek koşullarını iyileştirme yönündeki her türlü girişimin bir çıkmaz sokak olduğunu göstermektedir. Bu güçler, bankaların ve AB’nin araçlardan başka bir şey değildir.

İleriye giden tek yol, Avrupa ve dünya genelindeki işçilerin –Syriza ve Çipras gibi sahte sol gericilerden bağımsız ve onlara karşı bir şekilde– devrimci seferberliği yoluyla mali aristokrasiyi mülksüzleştirmeyi hedefleyen uluslararası bir mücadeleden geçmektedir.