AB, muhalefet partilerinin Belarus rejimiyle bütünleşmesini talep ediyor

Alex Lantier
21 Ağustos 2020

Avrupa Birliği (AB) devlet başkanlarının oluşturduğu Avrupa Konseyi, Çarşamba günü, Belarus'taki siyasi krizi tartışmak için video konferans üzerinden bir acil durum toplantısı düzenledi. 9 Ağustos'taki tartışmalı başkanlık seçimleri ve Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko'ya karşı gösterilere dönük şiddetli polis baskısı sonrasında, ülke genelinde grevler patlak vermişti. Bu eski Sovyet cumhuriyetinde işçi sınıfı içinde bir hareketin ortaya çıkması, sadece Lukaşenko rejimini ve AB destekli muhalefeti değil, AB'nin kendisini de şaşırttı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, daha sonra Avrupa Konseyi toplantısı üzerine bir basın toplantısında kısa açıklamalar yaptı. AB'nin “Belarus halkının cesaretinden etkilendiğini” belirten ve seçim sonuçlarını tanımayı reddeden Leyen, konseyin “üç açık mesaj” göndermeye karar verdiğini söyledi.

Belarus gösterileri (Kaynak: Twitter/ilkinmamedoff)

Leyen, COVID-19 salgını için 50 milyon avroluk tıbbi yardım dahil olmak üzere, “özgürlük ve demokrasi isteyen Belarus halkının yanında olmak” için 53 milyon avro fon sağlanacağını açıkladı. Ayrıca "şiddetten, baskıdan ve seçim sonuçlarının tahrif edilmesinden sorumlu olanlara" mali yaptırım getirme ve "barışçıl demokratik bir iktidara geçiş" girişimlerinde bulunma sözü verdi. Leyen, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) bu geçişi denetlemeye yardımcı olabileceğini söyledi: "Yetkililer ve muhalefet arasında diyaloğun başlamasını destekliyoruz."

Von der Leyen, AB'nin, en azından şimdilik, Belarus’ta Rusya ile işbirliği arayışında olduğunun işaretini veriyordu: “Belarus’taki gösteriler herhangi bir komşu ülkeye ya da oluşuma karşı değil. … Yalnızca kapsayıcı bir diyalog duruma çözüm bulabilir."

Lukaşenko rejimine, onun vahşi çevik kuvvet polisine ve COVID-19 pandemisi sırasındaki canice “sürü bağışıklığı” politikasına karşı seferber olan işçileri, AB’den bir sınıfsal uçurum ayırmaktadır. Aşağıdan gelen beklenmedik bir tehditle karşı karşıya kalan AB devlet başkanları, Ukrayna'da 2014’te NATO desteğiyle düzenlenen darbe gibi bir rejim değişikliğine yönelik doğrudan bir girişimden en azından şimdilik geri duruyor. Kiev'deki Rusya destekli rejime faşistlerin önderliğinde düzenlenen saldırı, rejim değişikliğine, aşırı sağcı bir rejimin kurulmasına ve Ukrayna'nın iç savaşa sürüklenmesine yol açmıştı.

Bunun yerine AB, rakip devlet başkanı adayı Svetlana Tikhanovskaya'yı destekleyen muhalefet partilerini Belarus rejimiyle bütünleştirerek ona yeni bir dış görünüm vermeyi hedefliyor.

Lukaşenko rejimine duyulan öfke ve polisin protestolara yönelik baskısı, Belarus otomobil ve traktör fabrikalarında, potas madenlerinde, kimya fabrikalarında, Minsk’teki toplu taşımada ve hastanelerde işçilerin greve gitmesine yol açtı. Belarus Sağlık Bakanlığı, Çarşamba günü, seçim sonucuna karşı bir protesto sırasında polis tarafından gerçek mühimmatla başından vurulan 43 yaşındaki protestocu Gennady Shutov'un ölümünü doğruladı. Belarus polisinin iki kurbanının daha kimliği açıklandı: 25 yaşındaki Aleksandr Vikhor ve 34 yaşındaki Aleksandr Taraykovskiy.

Bununla birlikte, işçi sınıfının yükselişi daha yeni başlıyor ve AB, bu hareketin içinde, Lukaşenko’yu devirme çağrısı yapan Tikhanovskaya kampının belirsiz demokratik sloganlarının baskın olduğu gerçeğinden yararlanmayı amaçlıyor. AB, bu sloganlardan istifade ederek, hareketi Lukaşenko rejiminin rakip hiziplerine destek verme biçimindeki çıkmaz sokakta tuzağa düşürmek için Tikhanovskaya muhalefetini kullanmayı hedefliyor. Rusya’nın dış politika çıkarlarına aykırı olarak, Lukaşenko’nun görevden alınmasını ve AB’ye daha olumlu yaklaşan yetkililerin göreve atanmasını kolayca kabul edebilir.

Ancak AB, işçilerin polis baskısına, yoksulluk ücretlerine ve pandeminin beceriksizce yönetilmesine karşı muhalefetine hoşgörü gösteremez. Kendisi de aynı iflas etmiş politikaları uyguluyor ve Avrupa'daki işçi sınıfı muhalefetinden korkuyor. Bu muhalefet, 2018'den bu yana, Fransa'daki "sarı yelek" hareketi, sosyal medyada örgütlenen Portekizli hemşirelerin grevleri ve geçen yıl Belarus’un komşusu Polonya'da öğretmenlerin düzenlediği genel grev gibi kitlesel protestolar biçiminde patlak verdi. AB, işçi sınıfını bölmeye ve Belarus'taki işçiler arasındaki muhalefetin uluslararası sınıf mücadelesinin yükselişiyle birleşmesini önlemeye kararlıdır.

Yardım paketinin büyük bölümünü pandemiye yönelik tıbbi yardıma ayıran AB, işçilerin öfkesinin toplumsal kökenlerinin gayet iyi farkında. Bununla birlikte, pandemiyle mücadeleye ayırdığı önemsiz meblağ –mali aristokrasiye banka ve şirket kurtarma paketleri biçiminde verdiği 2 trilyon avro karşısında 50 milyon avro– virüsle mücadeleye yardım etmeye veya Belarus’taki koşulları iyileştirmeye gerçekte hiç niyeti olmadığını göstermektedir. AB’nin amacı, Belarus'ta kendi siyasi ve stratejik etkisini güçlendirirken polis devleti aygıtını korumaktır.

Belarus’ta işçilerin karşı karşıya olduğu hayati sorun, hem Lukaşenko rejimine hem de AB destekli muhalefete karşı siyasi bir mücadele gereğidir.

Lukaşenko, Stalinist bürokrasinin 1991'de Sovyetler Birliği'nde kapitalizmi restore etmesinden ve bürokrasinin devlet mallarını yağmalamasının yol açtığı ekonomik parçalanmadan ortaya çıkan yozlaşmış bir diktatördür. O, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in rejimi de dahil olmak üzere, eski Sovyet cumhuriyetlerindeki bazı post-Stalinist rejimlere benzeyen, acımasız, kleptokratik bir kapitalist rejime hükmetmektedir.

Ancak muhalefet partileri, yalnızca aynı yozlaşmış siyaset kurumunun farklı hiziplerini temsil ediyorlar ve AB güçleriyle yakın bağlara sahipler. Tikhanovskaya seçimlerden kısa bir süre sonra Litvanya'ya kaçtı ve burada AB ve NATO askeri ittifakının koruması altında çalışıyor. O, Çarşamba günü, Avrupa Konseyi zirvesinin başlamasından kısa bir süre önce, AB'yi 9 Ağustos seçim sonucunu tanımamaya; bunun yerine "Belarus'un uyanışı" olarak adlandırdığı şeyi desteklemeye çağırdı.

Muhalefet ayrıca, iktidarı Lukaşenko'dan devralması gerektiğini iddia ettiği, büyük ölçüde sanatçılardan, entelektüellerden ve sağ partilerden oluşan bir "koordinasyon konseyi" açıkladı. Bankacı Viktor Babariko’nun 2020 seçim kampanyasının koordinatörü Maria Kolesnikova, Belarus Hristiyan Demokrasisi Eş Başkanı Olga Kovalkova, eski Belarus Kültür Bakanı Pavel Latushko ile Nobel edebiyat ödülü sahibi Svetlana Aleksiyeviç, başkanlık heyetinde yer alıyor.

Lukaşenko, komitenin oluşumunu bir iktidar gaspı olarak suçladı ve önceki gün Belarus Güvenlik Konseyi'nin bir toplantısında, ülkenin batı sınırında askeri seferberlik ilan etti. Haberlere göre, konseye protestoların "kendiliğinden olmadığını" ve durumun daha da tırmanacağını söyleyen Lukaşenko, daha sonra Putin'e telefon etti.

Belarus Savunma Bakanlığı, “Belarus'un ulusal güvenliğine yönelik tehditlere” karşı planlanan yanıtlar konusunda uyarmak için Almanya, Britanya, Litvanya, Polonya ve Ukrayna ataşelerini davet etti.

Görünüşte artan askeri gerilimleri yatıştırmak için harekete geçen ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'ya, "tarafların askeri faaliyetleri sırasındaki kazaları önlemek amacıyla güven artırıcı önlemler ve şeffaflık" konularını görüşme çağrısı yaptı.

Lukaşenko, seçim protestolarını bastırmaya çalışmasına duyulan şiddetli öfkenin ortasında bile, grevcilere baskı yapmayı planlıyor. Çarşamba gecesi, OMON polis özel kuvvetler biriminin Minsk Traktör Fabrikası’na (MTZ) baskın düzenlediği ve fabrikanın önündeki grevcileri gözaltına aldığı haberleri çıktı. Schlobin çelik fabrikasında ve Grodno Azot kimya fabrikasında grevler devam ederken, işçilerin Belaruskali potas fabrikasında büyük ölçüde işe döndükleri bildirildi.

İşçiler, birçok fabrikada, işverenlerin işe dönmeyen herkesi kovmakla tehdit ettiğini bildiriyor. Belaruskali fabrikasında çalışan Andrey, Alman haber dergisi Der Spiegel'e, "Ustabaşılarımız da çağrıldı. Onlara insanları sakinleştirmeleri, aksi takdirde gerekli adımların atılacağı söylenmiş," dedi.

İşçi sınıfı ile Belarus rejimi arasındaki mücadele daha yeni başlıyor ve Lukaşenko kadar AB destekli resmi muhalefet de kararlı bir düşman olarak işçi sınıfı ile karşı karşıya geliyor. Pandemiyle mücadele etmek için gerekli kaynakları elde etmenin ve artan polis-ordu şiddetini durdurmanın tek yolu, işçi sınıfının, uluslararası sosyalizm mücadelesinin parçası olarak doğrudan iktidar mücadelesi vermesidir. Bu, Sovyetler Birliği'nin Stalinistler tarafından dağıtılmasından ortaya çıkan bütün bir kapitalist rejime karşı siyasi bir mücadeleye girişmek ve Troçkist hareketin Stalinizme karşı Marksist enternasyonalist muhalefetine yüzünü dönmek demektir.