Cumhuriyetçi Parti Kurultayı: Ürkmüş bir egemen sınıf, faşist şiddeti kışkırtıyor

28 Ağustos 2020

Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kurultayı’nın üçüncü günü, polis şiddetine karşı protesto gösterisi yapanları çeteler ve anarşistler diye suçlayıp polise ve orduya sonsuz saygı gösterisinde bulunan konuşmacılar geçidi ile tamamlandı.

Kurultayın sözlü şiddeti, Kenosha, Wisconsin’deki fiziksel şiddetle tamamlandı. Silahlı bir faşist, 29 yaşındaki Jacob Blake’in polis tarafından vurulmasının ardından polis şiddetini protesto eden insanlara ateş açtı.

Kyle Howard Rittenhouse adlı 17 yaşındaki silahlı saldırgan, iki kişiyi öldürdü, bir kişiyi de ağır yaraladı. Ardından polis, silahlı bir şekilde oradan ayrılıp Illinois’deki evine dönmesine izin verdi. Saldırgan daha sonra orada tutuklandı.

Rittenhouse, 30 Ocak’ta Des Moines, Iowa’daki kampanya mitingine katılmış, ateşli bir Trump destekçisi. TikTok’ta paylaştığı videoda miting sırasında başkana çok yakın mesafede oturduğu görülebiliyor. Kenosha Muhafızları adlı aşırı sağcı bir paramiliter grup, silahlı sağcılara şehre gelip protestoculara karşı polisi takviye etme çağrısı yapmıştı ve Rittenhouse çağrıya yanıt verenler arasındaydı.

Beyaz Saray’dan Rittenhouse’un masum, silahsız insanlara ateş açtığı Kenosha’daki benzin istasyonuna kadar bir nedensellik zinciri bulunmaktadır. Trump’ın, 25 Mayıs’ta polisin George Floyd’u öldürmesinin ardından ilk protestoların başlamasından beri protestoculara karşı polisi destekleyen aralıksız konuşmaları ve eylemleri, adı çıkmış ırkçı bir sloganı retweetlemeyi de içeriyordu. “Yağma başlarsa biz de ateş açarız.” Rittenhouse, bu sözleri eyleme döktü.

Başkan Yardımcısı Mike Pence, Çarşamba akşamı yaptığı konuşmada, Demokratik Parti’nin yönettiği ve sözde anarşinin dizginlerinden boşaldığı Portland ve Seattle gibi şehirler listesine Kenosha’yı da eklerken, Trump sever bir faşistin protestocuları öldürmesi hakkında hiçbir şey söylemedi.

İki buçuk saat boyunca, tek bir kurultay konuşmacısı bile Kenosha’daki olayları gündeme getirmedi ya da Rittenhouse’ın yaptıkları hakkında en ufak bir üzüntü ya da kaygı ifade etmedi. Silahlı saldırganın adı Çarşamba sabahı tespit edilmişti ve Trump destekçisi olduğu, kurultayın 20.30’daki oturumu başlamadan önce kesinlikle biliniyordu.

Bu toplu sessizlik, onay işaretidir: Cumhuriyetçi Parti, polis vahşetini ve diğer baskı biçimlerini protesto edenlere karşı yasa dışı şiddet partisi haline gelmiştir. Bu, daha Pazartesi günü açıkça gözler önüne serilmişti. St. Louis’de Siyahların Hayatı Önemlidir protestocularına silah doğrultan zengin, yasa dışı kanun infazcısı çift, Mark ve Patricia McCloskey, kurultayda konuşma yaptı ve Trump’ı (siyah) istilacılara karşı dış mahallelerin savunucusu diyerek selamladılar.

Trump’ta ifadesini bulan şey, burjuvazinin en gerici kesimlerinin faşist bir hareketin temelini oluşturma yönelimidir. Şu anda bu tür bir hareket için kitlesel taban mevcut değil fakat Trump, ırkçılık, göçmen karşıtı bağnazlık ve anti-komünizm temelinde harekete geçen polise ve Sınır Devriyesi ile Gümrük Muhafaza gibi diğer baskı unsurlarına; ordu kesimlerine ve aşırı sağcı ve faşist unsurlara sesleniyor.

Kurultayın açılışından itibaren faşizan üslup hakimdi. İlk konuşmacı, Trump’ı “yaşam tarzımızı, mahallelerimizi, okullarımızı, kiliselerimizi ve değerlerimizi yok etmeye çalışan intikamcı çete”ye karşı duran bir “Batı medeniyeti koruyucusu” ilan etti. Çarşamba günü, kongre adayı Madison Cawthorn, hakkında çıkan Hitler’in Kartal Yuvası adlı tatil yerini ziyaret ettiği haberlerine ve sosyal medyada “Führer” tarafından kullanılan bu yeri görmenin kendisinin “ölmeden önce yapılacaklar listesi”nde yer aldığını yazmasına rağmen kurultaya hitap etti.

Basında yer alan haberlere göre bugün [Perşembe], faşizan QAnon komplo teorisinin açık bir destekçisi olan Cumhuriyetçi kongre adayı Marjorie Taylor Greene, Trump adaylığı kabul konuşmasını yaparken Beyaz Saray’da misafir edilecek. Greene, Georgia’da 14. Kongre Bölgesi’nde Cumhuriyetçilerin ön seçimini kazandı ve Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu bu bölgede genel seçimi de kazanması bekleniyor.

Cumhuriyetçi Parti kurultayı, bir dizi aşağılık manyağı, dalkavuğu, paragözü ve apaçık faşisti bir araya getirmektedir; ancak bu durum, onun temsil ettiği tehlikeyi azaltmaz. İki büyük kapitalist partiden birinin, yani Amerikan kapitalizminin resmi siyasi sisteminin yarısının, Amerika Birleşik Devletleri’nde otoriter yönetim biçimleri kurmak için faşist bir hareketi kışkırtmaya uğraşan bir başkanın hizmetine sunulmuş olması dikkate değer ve uğursuz bir gelişmedir.

Tehlike, Trump’ın temsil ettiği ve başvurduğu toplumsal güçlerin içsel kuvvetinden değil, Demokratik Parti’nin, orta sınıf “sol”unun ve şirketlerin kontrolündeki sendikaların işçi sınıfı mücadelelerinin engellenip bastırılmasındaki rolünden kaynaklanmaktadır.

Trump, tüm siyasi operasyonlarında, rakip burjuva partisinin iflasından yararlanmaya çalışmaktadır. Bu, toplumsal çıkarlardan kaynaklanan bir iflastır. Demokratik Parti, mali aristokrasinin zenginleşmesine kendini adamış kapitalist bir partidir. Belki toplumun tepesindeki yüzde 1 içinde servet dağılımının adilliği (ırksa ve cinsle çeşitliliğe daha fazla ilgi göstererek paylaşılması) konusunda şikâyet edebilir; ama kâr sisteminin temel yapısına itiraz etmez.

Demokratik Parti’nin Trump’a yönelik “muhalefet”inin gerçek karakteri, partinin 2016’da Trump karşısında yenilgiye uğrayan başkan adayı Hillary Clinton’ın yaptığı olağanüstü açıklamalarla ifade edilmiştir. Clinton, geçtiğimiz hafta verdiği bir demeçte, Demokratların 2020 adayına, 3 Kasım’daki oylamanın sonuçları birbirine yakın olursa erkenden vazgeçmeme tavsiyesinde bulundu: “Joe Biden hiçbir koşul altında kabullenmemeli, çünkü bence bu [seçim] uzayacak ve eğer bir milim geri adım atmaz ve karşı taraf kadar odaklanmış ve acımasız olursak sonunda Biden’ın kazanacağına inanıyorum.”

İddialara göre Biden, seçimde favori görülüyor. Hem ulusal ölçekte hem de Seçiciler Kurulu’ndaki yarışmayı belirleyecek olan tüm “muharebe alanları”nda önde. Ne var ki Clinton, çok erken pes etmemeyi tavsiye ediyor! Belli ki Clinton, bununla, Al Gore’un 2000 yılında erkenden teslim olmasını hatırlatıyordu. Yine de Clinton’ın tavsiyesi, hem kendi beklentileri hem de Biden kampındaki savaşçı ruh hali hakkında ne düşündüğü açısından dikkate değerdir.

Dahası, Biden’ın daha önceki iması dışında, hiçbir Demokrat, Trump’ın olumsuz bir seçim sonucunu kabul etmeyi ve görevi bırakmayı reddetmesi halinde ne yapacaklarını söylemiş değil. Biden, ordunun Trump’a Beyaz Saray’dan çıkması için eşlik etmesini bekleyeceğini ima etmişti.

Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin gerçek toplumsal konumu, partinin kurultayında yapılan tüm gerici ve faşist çağrıların ortak özelliğinde kendisini göstermektedir: korku.

Trump ve müritleri, giderek büyüyen bir toplumsal protesto dalgasının hakim olduğu bir ortamda faaliyet gösteriyorlar: polis şiddetine karşı milyonlarca insanı sokağa döken kitlesel gösteriler; öğretmenlerin, otomotiv işçilerinin ve işçi sınıfının bütün kesimlerinin ölümcül bir pandemi sırasında tehlikeli işyerlerine geri gönderilmelerine karşı artan direnişi ve Trump yönetimi ile Demokrat ya da Cumhuriyetçi olsun, eyalet yönetimleri bu felakete herhangi bir genel toplumsal yanıtı baltalarken koronavirüsten ölenlerin sayısının 200 bine yükseldiği koşullarda bir bütün olarak halkın büyüyen öfkesi.

Cumhuriyetçi Parti kurultayındaki dizginsiz histeri sadece seçim amaçlı bir gösteri değildir. Yalnızca aşırı sağcı kurultay müdavimlerini açısından değil, kendisini giderek artan oranda kuşatma altında gören mali aristokrasi açısından da derin bir yalıtılmış ve zayıflık duygusu sergiliyor.

Konuşmacılar birbiri ardına sosyalizmi topa tutar ve Trump’ın yenilmesi halinde kaçınılmaz olarak sosyalizmin geleceğini söylerken, bu tehlikeyi yanlış bir şekilde Biden’a ve onun pısırık Demokratlarına dayandırıyorlar. Fakat onların asıl kaygısı, emekçiler arasında kapitalist sisteme karşı kitlesel bir hareketin giderek gelişiyor olmasıdır.

Patrick Martin