Artan iç krizin ortasında ABD emperyalizmi Rusya’ya ve Çin’e yükleniyor

2 Eylül 2020

Amerika Birleşik Devletleri, devam eden COVID-19 pandemisi eliyle daha da patlayıcı hale gelen derinleşen bir iç siyasi krizin ortasında, Rusya ve Çin ile çatışmasını eş zamanlı olarak tırmandırdı.

ABD, baş döndürücü bir dizi anlaşmazlık, kışkırtıcı davranış ve açık çatışma vasıtasıyla, dünyanın büyük nükleer güçlerini içeren ve hızla kontrolden çıkabilecek çatışmaları neredeyse günlük olarak alevlendirdi.

En doğrudan çatışmada, Suriye’de Rus konvoyundaki bir araca, ABD’nin bir zırhlı aracı çarptı. Rus ordusunun açıklamasına göre, ABD’nin aracı, Rus devriyesini engellemeye çalışmış ve Amerikan askerlerinin “yaralanmasına” neden olmuştu.

Bu olay, yaklaşık on yıllık Suriye savaşı tarihinde ABD ile Rusya silahlı kuvvetleri arasında bilinen en doğrudan çatışmaydı. (2018’de, ABD askerleri, aralarında Rus paralı askerlerinin de bulunduğu Suriye hükümeti güçleri ile dört saatlik bir silahlı çatışmaya girmişti; ancak çatışmada Rus hükümetine bağlı herhangi bir asker yoktu.)

Çatışma, ABD siyaset kurumu içinden, özellikle de Trump’ın Demokratik Partili sözde muhaliflerinden misilleme çağrılarına yol açtı. Demokratların başkan adayı Joe Biden, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Amerikan başkanının “eğer bir Amerikan askerine dokunmaya cüret ederlerse ödenecek ağır bir bedel olduğunu” açıkça ortaya koyması gerektiğini ilan etti.

Biden şöyle devam ediyordu: “Rus kuvvetlerinin Suriye’de Amerikan birliklerine saldırdığı ve askerlerimizi yaraladığı bildiriliyor. Başkanın tek bir söz ettiğini duyduğunuz mu? Parmağını kımıldattı mı? Daha önce hiçbir Amerikan başkanı bir Rus lider karşısında bu kadar itaatkâr bir rol oynamamıştır.”

ABD ordusu, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, sonraki 10 gün boyunca Rusya sınırından sadece 120 kilometre uzakta gerçek mermi ile atış talimi yapacağını duyurdu.

Geçtiğimiz Cuma, ABD Hava Kuvvetleri, büyük bir güç gösterisinde bulunarak, altı nükleer kapasiteli B-52 bombardıman uçağını 30’dan fazla NATO ülkesinden uçurdu. Bombardıman uçaklarından ikisi ABD ve Kanada üzerinde alçak uçuş yaparken, diğer dördü Avrupa’daki NATO ülkeleri üzerinde uçtu.

İki bombardıman uçağı Karadeniz üzerinde uçarken, bombardıman uçaklarından biri 30 metre yakınından geçen iki Rus savaş uçağı tarafından engellendi ve haberlere göre onun yönünü koruma kabiliyetini bozdu.

Ondan bir gün önce, Rus güdümlü füze denizaltısı Omsk, Alaska kıyılarında yüzeye çıktı. Omsk, Bering Denizi’nde gerçek mühimmatlı tatbikatlara katılan 50 Rus gemisinden biriydi. Rus ordusu, 27 Ağustos’ta, denizaltının füzelerinden birini ateşlediğini gösteren bir video yayımlamıştı.

Yine Perşembe günü, Kuzey Amerika Hava Sahası Savunma Komutanlığı (NORAD), Alaska kıyıları açıklarındaki üç grup Rus askeri deniz devriye uçağını engellemek için iki F-22 jeti gönderdi.

Washington, bir yandan Rusya ile gerilimleri arttırırken aynı zamanda Çin ile çatışmasını tırmandırıyor. 24 Ağustos’ta, Wall Street Journal, Savunma Bakanı Mark Esper tarafından yazılan “Pentagon Çin’e Hazırlanıyor” başlıklı bir yazı yayımladı. Esper, yazısında, Çin ordusunu Çin Komünist Partisi’nin aracı olmakla suçluyordu.

Esper, daha sonra 2020 Pasifik Çemberi adlı askeri tatbikatlara katıldı. Pentagon’a göre, tatbikatlarda “16.000’den fazla küçük silah mühimmatı atıldı, binin üzerinde büyük kalibreli silah ateşlendi, 13 füze harcandı.”

Geçtiğimiz Çarşamba günü, tatbikatlar devam ederken, Çin, Güney Çin Denizi’nde “uçak gemisi katili” denilen bir dizi füze fırlattı. Bu füzelerin ABD uçak gemilerini batırabileceği, milyarlarca dolar değerinde askeri teçhizatı ve binlerce ABD denizcisi ile havacısını potansiyel olarak okyanusun dibine gönderebileceği söyleniyor.

Füze atışlarına, Çin’in Global Times gazetesinde yayımlanan savaşçı bir başyazı eşlik etti. Yazıda şunlar belirtiliyordu: “ABD ordusuna şunu söyleyebiliriz ki, HKO [Halk Kurtuluş Ordusu] ilk ateşi açan olmayacak; ama DF-21D ile DF-26B ikinci ateşi açan olabilirler.”

Sonraki gün, Esper, denizde bir füze fırlatmasını izlediği bir videoyu tweet attı ve sonra açıklama yapmadan sildi. Amerika Birleşik Devletleri, Çin’in füze atışlarına yanıt olarak, Pekin’in hak iddia ettiği sularda yeni bir “denizcilik özgürlüğü operasyonu” daha yaptı. Bu gelişmeler, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 14 Temmuz’da Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki tüm hak iddialarının “yasa dışı” olduğunu iddia etmesinden sonra meydana geliyor.

Bu doğrudan doğruya Rusya’yı ve Çin’i hedef alan ve son dönemdeki en saldırgan gerilimi tırmandırma politikası adımları, ABD’nin geçtiğimiz yıl Rusya ve Çin ile yeni bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyecek şekilde Orta Menzilli Nükleer Güçler (INF) antlaşmasından çekilmesini takip ediyor. Trump yönetimi, “kullanılabilir” küçük nükleer silahlar geliştirme ihtiyacını vurgulayarak, Obama yönetiminin trilyonlarca dolarlık nükleer takviye politikasını sürdürüp tırmandırmış durumda.

Rusya ve Çin ile gerilimin sistematik biçimde tırmandırılması, Washington’ın “büyük güç çatışması” doktrinine uygundur. 2018 Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde açıklanan bu doktrin, “ABD ulusal güvenliğindeki temel sorun, artık terörizm değil, devletler arası stratejik rekabettir,” diye ilan ediyordu.

ABD, Rusya ve Çin ile yıllardır bir “sıcak savaş”a hazırlanıyor olsa da, bu çatışmalar COVID-19 pandemisi eliyle tetiklenen kriz tarafından çarpıcı biçimde şiddetlenmiştir.

İçeride 180 bin kişinin hayatını kaybettiği ve on milyonlarca kişinin işsiz kaldığı bir toplumsal felaketle karşı karşıya bulunan ABD egemen sınıfı, umutsuzca saldırıyor. Polis şiddetine karşı milyonlarca insanın gösterilere katıldığı ve işçi sınıfı içinde militan mücadele havasının geliştiği koşullarda, bir bütün olarak egemen sınıf adına hareket eden Trump yönetiminin, iç toplumsal gerilimleri dışarıya doğru yönlendirmenin aracı olarak savaşa başvurma olasılığı çok ciddi bir tehlikedir.

Ülkenin dört bir yanında işçiler, egemen sınıfın kendilerini güvenli olmayan koşullar altında işe geri dönmeye zorlamasına karşı mücadeleye girerken, siyasi talepler uğruna mücadeleye girişmeliler. Küresel işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı ortak bir mücadelede seferber edilmesi yoluyla savaşa karşı mücadele edilmesi, bunlar arasında en kritik olanlardan biridir.

Ayrıca bakınız:

Trump’ın Venezuela’daki “Domuzlar Körfezi” çıkarması
[7 Mayıs 2020]

Atom Bilimcileri Bülteni, “uygarlığı sona erdirecek nükleer savaş” uyarısında bulunuyor
[24 Ocak 2020]

Andre Damon