Türkiye Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik saldırısını desteklerken Rusya ve İran tırmanma uyarısı yapıyor

Alex Lantier
9 Ekim 2020

Azeri güçleri, Ermenistan ile Azerbaycan arasında tartışmalı bölge üzerine çatışmanın tekrar başlamasından dokuz gün sonra, Dağlık Karabağ’ın güneyinde büyük çaplı bir saldırı başlattı.

Ermenistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Shushan Stepanyan Salı günü Facebook’ta Karabağ’daki Ermeni otoritesi Artsakh’tan haberleri aktardı: “Artsakh Savunma Ordusu’na göre bu öğleden sonra Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, yedek kuvvetler, tanklar ve toplar da dahil olmak üzere büyük miktarda askeri teçhizatı [savaşa] sokarak Artsakh ve Azerbaycan arasında temas hattının güney yönünde geniş çaplı bir saldırı başlattı. Düşman [hem Azeri hem de Ermeni güçlerinin bombaladığı] İran İslam Cumhuriyeti topraklarının güvenliğini de görmezden geliyor.”

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, ayrıca saldırının, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ermenistan’a karşı Azerilere destek sözü verdiği Bakü ziyareti sırasında başladığını bildirdi.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı’nın 27 Eylül 2020 Pazar günü yayınladığı videodan alınan bu görüntüde Azerbaycan askerleri, kendi ilan ettiği ismiyle Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin temas hattına havan topu atıyor. (AP aracılığıyla Azerbaycan Savunma Bakanlığı)

Çavuşoğlu Bakü’de Ermenistan’ın Karabağ’ı Azerbaycan’a vermesini talep ederek Fransa, Rusya, İran ve diğer güçlerden gelen ateşkes çağrılarını reddetti: “Ateşkes olsun da sonuç ne olacak? Ermenistan’a derhal Azerbaycan topraklarından çekil diyebiliyor musunuz? Veya çekilmesi için bir çözüm üretebiliyor musunuz?... Biz tabii ki bu sorunun bugüne kadar barışçıl bir şekilde çözümü konusunda her türlü çabaya destek verdik… Ermenistan 30 yıldır işgalin tadını çıkarıyor.”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye’nin desteği için teşekkür ettiği Çavuşoğlu ile görüştü ve “Bu destek bize ilham veriyor, güç veriyor ve aynı zamanda bölgede istikrar ve barışın sağlanmasında önemli bir rol oynuyor,” dedi.

Avrupa medyasında, ayrıca, Suriyeli İslamcı milislerin ve Türk özel güvenlik firmalarının, Ermenistan’a karşı Azeri birliklerine katılmaları için savaşçı gönderdiklerine dair Türk yetkililer tarafından reddedilmeyen çok sayıda bağımsız haber de var. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, bu temelde, dün sözde “terörle mücadele”nin parçası olarak savaşmaya devam etme sözü verdi.

Son savaş, iki eski Sovyet cumhuriyeti arasında 1988-1994 yıllarında arasında yapılan ve kardeşi kardeşe kırdıran savaşı sürdürüyor. İlk savaş, Stalinistlerin 1991’de Sovyetler Birliği’ni dağıtması ve kapitalizmin restorasyonu öncesinde patlak vermişti. 20.000’den fazla kişinin öldürüldüğü, bir milyondan fazla kişinin yerinden edildiği bu savaştan sonra Ermeni kuvvetleri Dağlık Karabağ bölgesini kontrol altına aldı. O zamandan beri, tartışmalı bölgede iki ülke arasında periyodik olarak çatışmalar patlak verdi ve haberlere göre Azeri ordusu artık Türk, İsrail veya NATO insansız hava araçları ile güçlendirilmiş durumda.

Askeri saldırı devam ederken, her iki taraf da sivil halka yönelik bombardıman ve füze saldırılarını yoğunlaştırıyor. Artsakh yetkilisi Artak Beglaryan, AFP’ye şunları söyledi: “Ön tahminlerimize göre, Karabağ nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si, kadınların ve çocukların yüzde 90’ı—yaklaşık 70.000 ila 75.000 kişi—yerlerinden edildi.” Kaçan sivillerin COVID-19 salgınının bölgeye yayılmasını hızlandıracağına dair korkular büyüyor.

Dağlık Karabağ’ın başkenti Stepanakert büyük ölçüde terk edilmiş durumda ve sürekli bombalanıyor. Twitter’da yayınlanan güvenlik kamerası videoları, İsrail tarafından Azerbaycan’a verildiği iddia edilen misket bombalarının, boş sokaklara yayılan ve düzenli aralıklarla kaldırımları ve bitki örtüsünü havaya uçuran parçalarını gösteriyor.

Okul öğretmeni Gayane Sarkissian, AFP’ye, çocuğu ve 64 yaşındaki annesiyle Salı günü ayrılmaya karar verdiğini söylüyordu: “Bu sabah iki kez hava saldırısı alarmı çaldı, banliyöde saat 9 sularında iki patlama oldu. Ne olduğunu bilmiyordum. Sığınağa girdik ve gitmeye karar verdik.” Sarkissian, düzenli olarak bombalanan Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayan yola düştü.

Uluslararası Af Örgütü, Ermeni kuvvetlerinin Azerbaycan’ın en büyük ikinci şehri olan Gence’ye misket bombası yüklü 300 mm’lik Smerch roketleri attığına dair doğrulanmamış haberlere dikkat çekti ancak Azerbaycan uluslararası medyanın burada haber yapmasını engellediği için bu teyit edilemedi. Bununla birlikte, patlamamış roketlere, Gence sokaklarını dağıtan ağır toplara ve şehirdeki topçu ateşi sonucu yıkılan evlere dair haberler çıktı.

Azeri Aleskerli köyünden bir çiftçi olan Zabil Mamedov, Rusça yayın yapan Caucasusian Knot’a şunları söyledi: “Ateş daha sık hale geldi ve tekrar ne zaman başlayacağını bilmiyorsunuz. İlk günlerde kadınları, çocukları ve yaşlıları arkadaşlara ve akrabalara gönderdik. Şimdi köyde çoğunlukla sadece genç ve orta yaşlı erkekler var.”

Her iki tarafın da iki binden fazla kişiyi öldürdüğünü iddia ettiği çatışmanın yeni tırmanışı üzerine İran Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin endişelerini dile getirdi. Ruhani, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşın bölgesel bir savaşa dönüşmemesine dikkat etmeliyiz. Barış, çalışmalarımızın temelidir ve bölgede istikrarı barışçıl bir şekilde yeniden tesis etmeyi umuyoruz. … Bölgede barış konusu çok önemli ve elbette komşularımızın toprak bütünlüğü de bizim için büyük önem taşıyor.”

Hem İran hem de Rusya, Suriye’de CIA destekli İslamcı milislerle savaşmak için asker göndermişti. Ruhani, bu milislerin doğrudan İran ve Rusya sınırlarında görünmesine endişeyle tepki göstererek, teröristlerin “çeşitli bahanelerle” gelmesine izin vermeyeceğini söyledi.

Putin, Çarşamba günü savaşla ilgili ilk açıklamasını yaparak, “Bu bir trajedi, çok endişeliyiz, çünkü Azerbaycan, Ermenistan ve Dağlık Karabağ’da yaşayan insanlar bize yabancı değiller,” dedi. Rusya’da iki milyon Ermeni ve iki milyon Azeri yaşıyor. “Mümkün olduğunca çabuk” bir ateşkes çağrısı yapan Putin, “görünüşe göre bundan hâlâ çok uzak” olunduğunu ve Ermenistan başbakanı ile “canlı çalışma ilişkisini” sürdürdüğünü söyledi.

Formun Üstü

Putin, Ermenistan’ın Gümrü kentinde askeri üssü bulunan Rusya’nın şu anda çatışmaya müdahale etmeyi planlamadığını belirtti. Rusya’nın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO) kapsamında Ermenistan’a verdiği güvenlik garantilerinin, yönetimi uluslararası alanda tanınmayan Karabağ’ı kapsamadığını söyledi.

Putin, şunları ifade etti: “Büyük üzüntülerimize rağmen savaş operasyonları devam ediyor ve bu operasyonlar Ermenistan topraklarında yapılmıyor. Rusya’nın bu anlaşma çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmesine gelince, biz yükümlülüklerimizi her zaman yerine getirdik, yerine getiriyoruz ve yerine getirmeye devam edeceğiz.”

Bu durum, hem ABD önderliğinde Ortadoğu ve Orta Asya’da otuz yıldır yürütülen savaşlardan ortaya çıkan büyük güç savaşı tehlikesine hem de eski Sovyetler Birliği’ndeki kapitalist restorasyonun feci sonuçlarına işaret etmektedir. SSCB’nin dağıtılmasıyla ortaya çıkan patlayıcı ulusal gerilimler, kanlı savaşları kışkırttı ve emperyalist entrikalar için sonsuz bereketli bir zemin sağladı. Azeri güçlerinin Ermenistan’ı istila etmesi veya Dağlık Karabağ’dan Ermenistan topraklarına geçmesi durumunda, sahne Rusya ile NATO üyesi Türkiye arasında doğrudan bir çatışma için hazır hale gelebilir.

Ayrıca savaşın kendi sınırları içindeki Türki azınlıkların CIA destekli isyanlarını başlatması, hem Tahran’da hem de Moskova’da açıkça korkulan bir ihtimal.

Guardian’ınMoskova muhabiri Nick Paton Walsh, CNN’e yaptığı bir analizde, NATO güçleri içinde, Ermeni-Azeri savaşının Rusya’yı ve onun ABD dış politikasını engelleme yeteneğini yıpratacağını uman medya ve siyaset kurumu kesimleri adına konuşuyordu. Walsh, Ermeni-Azeri çatışması konusunda “Moskova’nın kulakları sağır eden sessizliği”nden sinsice sevinerek, Türkiye “Putin’i yıllardır belki de en çetrefil durumda bıraktı,” diye yazdı.

Libya’da, Suriye’de ve Ukrayna’da NATO öncülüğündeki savaşlara ve darbelere karşı Rusya’nın müdahalesine dikkat çeken Walsh, devamında şunları ekliyordu: “Kremlin son zamanlarda çok müdahale ediyor. Moskova’nın şu anda (ABD’li yetkililere göre) Ukrayna’da, Suriye’de ve Libya’da güçleri var. Ayrıca güç durumdaki Belarus diktatörü Aleksandr Lukaşenko’ya kapsamı ve formatı kamuya açık olmayan acil durum desteği göndermek zorunda kaldı. Bu, hepsi oldukça canlı olan dört ayrı krizdir. Kremlin’in bir beşinci için kaynakları veya hevesi var mı?”

Ermenistan-Azerbaycan çatışması, büyük ve nükleer silahlı güçler arasında bir savaş tehlikesini ortaya çıkaran bir başka önemli parlama noktasıdır. Bu tehdide ancak, uluslararası işçi sınıfını emperyalizme ve savaşa karşı sosyalist bir hareket içinde ölçekte birleştirme mücadelesiyle karşılık verilebilir.