Polonya’da lise öğrencileri yüz yüze eğitime son verilmesi talebiyle okulları boykot ediyor

Clara Weiss
16 Ekim 2020

Polonya’nın dört bir yanındaki lise öğrencileri, okullarda yüz yüze eğitime son verilmesi talebiyle Pazartesi günü bir haftalık okul boykotu başlattı. Ulusal ve uluslararası basında neredeyse tamamen görmezden gelinen bu boykot, öncelikle sosyal medyada #uczniowskiprotest etiketiyle ve “Korkuyoruz” sloganıyla örgütlendi.

Öğrenciler ya okula gitmeyi reddediyorlar ya da siyah giyinerek okula gidiyorlar. Katılımcılarla ilgili herhangi bir rakam bildirilmemekle birlikte, WSWS’ye konuşan lise öğrencileri, sınıf arkadaşlarının çoğunun boykota katıldığını ve öğretmenler ile ebeveynler arasında ezici bir desteğe sahip olduklarını söylediler. Öğrenci boykotuyla ilgili etiketler Pazartesi ve Salı günleri Twitter’da trend oldu. Okullarda ya hibrit modeller uygulanmasını ya da daha sıkı güvenlik önlemleri alınmasını talep eden ancak yüz yüze eğitime son verilmesini talep etmeyen bir dilekçe, bu yazı yazıldığı sırada 36.600’ün üzerinde imza toplamıştı.

Boykot, Yunanistan’daki bir okul işgalleri dalgasından kısa bir süre sonra geldi. Polonya, tüm Avrupa gibi, şimdi pandeminin ikinci dalgasının ortasında bulunuyor. Günlük enfeksiyonlar, 17 Eylül’deki 837 yeni vakadan 10 Ekim’de 5.300’e ulaştı. Bu, pandeminin ilk dalgası sırasında ilkbaharda kaydedilen günlük yeni enfeksiyonlardan yaklaşık on kat daha fazla. 40 milyondan az nüfusa sahip olan ülkede 135.000’den fazla vaka var ki bu da Avrupa’daki en yüksek seviyelerinden biri.

Varşova Üniversitesi’nden epidemiyoloji uzmanı Jakub Zieliński, geçen hafta yaptığı açıklamada şunları doğrulamıştı: “Pandemi üzerindeki kontrolü kaybediyoruz. Üç vakadan ikisinde enfeksiyonun nereden kaynaklandığını bilmiyoruz. Bununla birlikte, vakaların çoğunda [enfeksiyonların] okula giden çocuklardan kaynaklandığını biliyoruz.” Zieliński, Polonya’da resmi olarak kabul edilenden on kat daha fazla virüs vakası olabileceğini de ekliyordu.

Bununla birlikte, aşırı sağcı Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) hükümeti, 1 Eylül’de yeniden açılmış olan okulları kapatmayı kesin bir şekilde reddediyor. Okulların sadece küçük bir kısmı yeniden uzaktan eğitime geçti.

COVID-19’dan ölen 31 yaşındaki ilkokul öğretmeni Kamil Pietrzyk, Kaynak: Facebook, Kamil Pietrzyk

Geçen hafta en az iki öğretmen ve bir öğrenci koronavirüsten hayatını kaybetti. Aynı zamanda bir şair olan ve boş zamanlarında kültür alanında gazetecilik yapan ilkokul öğretmeni, 31 yaşındaki Kamil Pietrzyk’in ölümü, özellikle şok yarattı. Sadece birkaç gün önce, Polonya’nın kuzeyindeki küçük bir kasaba olan Osiek’te 44 yaşındaki bir öğretmen COVID-19’dan öldü.

Ardından Pazartesi günü, Polonya’nın kuzeyinde orta büyüklükteki bir şehir olan Bydgoszcz’den 20 yaşındaki bir lise son sınıf öğrencisinin koronavirüsten öldüğü bildirildi. Ek hastalıkları olduğu bildirilen öğrenci, 2 Ekim’e kadar okula devam etmiş ve beş gün sonra hastaneye kaldırılmıştı. Bu olay, virüsün komplikasyonlarından ölen 19 yaşındaki ABD’li bir üniversite öğrencisinin korkunç ölümünü hatırlatıyor ve “yalnızca” yaşlıların COVID-19’dan öldüğü iddiasını yalanlıyor.

Bu koşullar altında lise öğrencileri, hem kendi sağlıklarını hem de sevdiklerini ve öğretmenlerini korumak için okulları kapatma girişiminde bulunuyorlar.

Julia, WSWS’ye şunları söyledi: “Boykota katılıyorum çünkü hükümetin bu konudaki yaklaşımını değiştirmesini istiyorum; bu, birçok insanın hayatını ve sağlığını tehdit eden bir pandemide öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerinin güvenliği için çok önemli. Ayrıca, bu grupların ruh sağlığı üzerinde de olumsuz etkisi var.” Julia, çoğu ebeveynin, öğretmenin ve artan sayıda gencin boykotu desteklediğini belirtti.

Lublin’de öğrenci olan Aleksandra, bu duyguları yineleyerek şunları söyledi: “Boykota katılıyorum çünkü kendi can güvenliğimden ve ne yazık ki bazı ek hastalıklara sahip ve bağışıklığı zayıflamış olan akrabalarımın can güvenliğinden korkuyorum.”

Aleksandra, Lublin’de kaç öğrencinin boykota katıldığını söylemenin zor olduğunu ancak tanıdıklarının ve arkadaşlarının çoğunun olduğunu söyledi.

İki öğretmen ve öğrencinin yakın zamanda ölmesiyle ilgili konuşan Aleksandra, şunları belirtiyordu: “Gençlerin protesto yoluyla kendi güvenliklerini sağlamak zorunda kalmaları gerçekten sorumsuzca ve üzücü. Devlet, Eylül ayının başından beri öğrencilere aynı şeyi söylüyor: ‘Okulları kapatmaya gerek yok.’ Okulların enfeksiyonun ana kaynağı olduğunu anlamak için gerçekten daha fazla trajediye ihtiyacımız var mı? “

Aleksandra, sınıfındaki bir öğrencinin COVID-19 hastası biriyle temas halinde olduğunu anlattı. Bununla birlikte, öğretmen, ülke genelinde test sürecini yöneten Devlet Sağlık Denetimi kurumunu aradığında, ona, öğrencinin “semptom göstermediği” için teste sokulmamış olduğu söylendi. Aleksandra, “Hem okul hem de Devlet Sağlık Denetimi kurumu, COVID hastası olanları ‘semptomları olmadığında’ görmezden geliyor.”

Benzer vakalar, sosyal medyadan da duyuruldu. Polonyalı bir işçi, Twitter’da şunları yazıyordu: “Meslektaşlarımdan birinin çalıştığı okulda bir öğrenci kendini çok hasta hissetmiş, çok solgunmuş ve sonunda bayılmış. Daha önce karantinadaki biriyle temas halindeymiş. Okul her şeyi halının altına süpürdü ve kimseye bilgi vermedi.”

Başka bir Twitter kullanıcısı, ebeveyni pozitif olan bir öğrenciye, Devlet Sağlık Denetimi kurumu çalışanı tarafından, hiçbir belirti göstermediği için karantinadan çıkmasının söylendiğini bildirdi.

Kitlesel enfeksiyon ve ölümlerin tüm sorumluluğu Polonya’nın egemen sınıfına aittir. Dünyanın dört bir yanındaki kapitalist hükümetler gibi, Polonya PiS hükümeti de fiilen bir sürü bağışıklığı politikası benimsemiş durumda. Kaç kişinin öleceğine ve kitlesel enfeksiyon ve ölümün uzun vadeli tıbbi, psikolojik ve sosyal sonuçlarından daha kaç kişinin zarar göreceğine dair herhangi bir endişe duymadan, virüsün halka yayılmasına izin veriliyor.

Polonya şimdiye kadar nispeten düşük bir resmi ölüm oranına sahipken, COVID-19 hastalığına yakalananlar, kapitalizmin restorasyonu ve on yıllardır süren kemer sıkma politikaları eliyle mahvedilmiş bir sağlık sistemi içinde yaşamları için savaşmaya terk ediliyor. Pandeminin başlangıcında, sadece bir avuç COVID-19 hastası varken hastaneler dolup taşmıştı. Tüm şehirlerde çalışır durumda solunum cihazı eksikliği vardı.

Hükümet, hem işçi sınıfının sömürülmesini garanti altına almak hem de Andrzej Duda’nın antisemitik ve aşırı sağ milliyetçi kampanyasının egemen olduğu Temmuz ayındaki son derece tartışmalı devlet başkanlığı seçimlerinin yapılmasını sağlamak üzere Mayıs ayında erken bir yeniden açılma için bastırmıştı. Silezya’da, hükümet, kömür madenlerini en başından itibaren kapatmayı reddederek bölgenin Polonya’daki pandeminin merkezi haline gelmesine zemin hazırladı.

Ancak bu politikadan sorumlu olan sadece PiS değildir. Yurtttaş Platformu adlı sözde liberal muhalefet partisi, işçi sınıfının bu politikalara karşı gerçek muhalefetini engelleyerek ve bu politikanın uygulanmasını sağlamak için hükümetle birlikte çalışarak PiS’e her adımda yardımcı olmuştur. Sendikalar, 2019 ulusal öğretmen grevine ihanet ederek hükümeti ayakta tutma konusunda kilit bir rol oynadılar. Şimdi ise öğrenci boykotuna göstermelik bir destek bile vermediler ve güvenli olmayan yeniden açılmaya karşı öğretmenler ve işçi sınıfının diğer kesimlerinin daha geniş çaplı bir seferberliğini engellemeye çalışıyorlar.

Polonya’daki işçiler ve gençler, siyasi ve uluslararası görevlerle karşı karşıyadır. Okulların yeniden açılması, kapitalist sınıfın Avrupa ve Amerika genelinde pandemiye verdiği yanıtın ayrılmaz bir parçasıdır. İşçi sınıfından kâr elde etmek ve büyük şirketlere ilkbaharda sağlanan büyük çaplı kurtarma paketlerinin bedelini yine işçilere ödetmek için, işçilerin fabrikalarına ve işyerlerine zorla geri gönderilmesi gerekiyor. Okulların zorla yeniden açılması olmadan, bu politika mümkün olmazdı.

İşçiler ve gençler, sağlıklarını ve sosyal haklarını korumak için, işçilerin çıkarlarını özel kâr çıkarlarının üzerinde tutan bağımsız mücadele örgütleri kurmalılar. Polonya’daki okurlarımızı, Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’in okulların yeniden açılmasına karşı yaptığı açıklama da dahil olmak üzere, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin, işçi sınıfının pandemiye verdiği yanıta ilişkin açıklamalarını incelemeye davet ediyoruz. Bu açıklamalarla aynı fikirdeyseniz, lütfen bugün bizimle iletişime geçin.

14 Ekim 2020