WSWS’nin yeniden açılışı ve faşizme karşı mücadele

Johannes Stern
24 Kasım 2020

WSWS, sitenin 2 Ekim 2020’deki yeniden açılışı üzerine 25 Ekim’de düzenlenen çevrimiçi toplantıda DEUK’un önde gelen üyeleri ve WSWS’ye katkıda bulunanlar tarafından yapılan konuşmaları yayımlıyor. Aşağıdaki konuşma, Almanya’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin önderlerinden Johannes Stern tarafından yapıldı.

DEUK’un Almanya şubesi Sosyalist Eşitlik Partisi (Sozialistische Gleichheitspartei, SGP) adına, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin yeniden açılışının kutlandığı bu toplantıya devrimci selamlar getiriyorum.

Konuşmamda, uluslararası işçi sınıfının aşırı sağın yükselişine ve artan faşizm tehlikesine karşı seferber edilmesinde WSWS’nin kritik rolüne odaklanacağım.

COVID-19 pandemisini tetikleyici bir olay olarak tanımlamamız, egemen sınıfların diktatörce ve faşizan yönetim biçimlerine yönelmesi için de kesinlikle geçerlidir.

ABD’de başkanlık seçimlerinin arifesinde yaşanan olaylar, burjuvazinin, işçiler ve gençler arasında büyüyen muhalefete karşı militarizm, sosyal saldırı ve sürü bağışıklığı politikasını dayatmak için bir kez daha faşist güçlere ne kadar açık bir şekilde bel bağladığını ortaya koyuyor.

İki hafta önce, Michigan Valisi Gretchen Whitmer’i kaçırıp öldürme planının ortaya çıkması, ABD genelinde aşırı sağcı bir terörist ağının varlığını gözler önüne serdi.

Burjuva medya, Demokratlar ve onların sahte sol uzantıları bu olanları gizlemek ya da önemsiz gibi göstermek için ellerinden geleni yaparken, WSWS bu son derece tehlikeli olaylar hakkında kapsamlı bir yayın yaptı.

Büyük devrimci Rosa Luxemburg’un bir zamanlar söylediği gibi: “Ne olduğunu söylemek en devrimci eylem olmayı sürdürüyor.” Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin yaptığı tam olarak budur.

Faşist milisler, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimlerdeki muhtemel yenilgisini kabul etmemeye ve faşist bir darbe yoluyla iktidarda kalmaya yönelik kapsamlı bir stratejisinin parçası durumundalar.

Alarm zillerini çalan WSWS, işçi sınıfının sadece Trump ile karşı karşıya olmadığı konusunda ısrar ediyor. Beyaz Saray’daki gangster, çürümüş ve gaddar bir egemen sınıfın yalnızca vücut bulmuş halidir. Egemen sınıfın yozlaşması, kapitalist sistemin tarihsel krizinin bir semptomudur. Trump’ın politikaları, kendisinden önceki Cumhuriyetçi ve Demokrat başkanların politikalarından bir kopuş değil, onların bir devamıdır. Dünyanın dört bir yanında burjuvazi, özünde aynı politikaları izliyor.

Bu, özellikle Almanya için doğrudur. Almanya’daki egemen sınıf, 1930’lardan beri en derin sosyoekonomik kriz ve artan gerilimler karşısında gerçek yüzünü gösteriyor. Saldırgan bir büyük güç dış politikasına geri dönerken, faşist bir partiyi (AfD) geliştiriyor ve ordu-polis içindeki neo-Nazi ağlarını hazırlıyor. Düzen partileriyle sıkı bağları olan önde gelen akademisyenler, Nazilerin suçlarını göreceleştiriyor ve aklıyor.

Holokost’tan 75 yıl sonra, antisemitizm zehri de geri dönmüş durumda. Almanya’nın en büyük gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung, geçtiğimiz hafta, Almanya’da faşizmin canlanmasına kuvvetle karşı çıkan, dünyaca ünlü piyanist Igor Levit’e karşı antisemitik bir yazı yayımladı. Diğer sağcı gazeteler de hemen saldırıya dahil oldular. Kampanyanın hedefi açıktır: antisemitik argümanları normalleştirmek ve tüm muhalefetin gözünü korkutmak.

Burjuvazi, işçiler ve gençler arasında sola doğru gelişen hareketten dehşete kapılıyor. Her şeyden çok da bu muhalefetin giderek WSWS’nin ve DEUK’un siyasi perspektifi ve faaliyeti ile kesişiyor olmasından korkuyor. Alman militarizminin ve faşizminin canlanmasına karşı yürüttüğümüz kampanyaya cevaben Alman medyası, WSWS’yi “son derece etkili” olarak tarif etti ve SGP, Almanya’nın iç gizli servisi Verfassungsschutz’un izleme listesine alındı.

Karşıdevrim güçlerinin WSWS’nin yeniden açılışını bir tehdit olarak gördüğüne emin olabiliriz. Yeni site, faşizme karşı mücadeleyi ilerletmek için işçi sınıfına güçlü bir silah sağlıyor. Bununla ilgili özel bir konu sayfası hazırladık. Burada hem son açıklamalarımızı ve çözümlemelerimizi hem DEUK önderlerinin önemli konferanslarını ve kitaplarını hem de Lev Troçki’nin en önemli yazılarının bir kısmını sunuyoruz. Troçki’nin analizi ve perspektifi, faşizmin ne olduğunu ve faşizmle nasıl mücadele edileceğini anlamak açısından vazgeçilmez olmayı sürdürüyor.

Troçki, 1933’te, faşizmin, mahvolmuş küçük burjuvazinin, “işçi sınıfı örgütlerine ve demokrasi kurumlarına karşı bir koçbaşı” olarak mali sermayenin çıkarları doğrultusunda seferber edilmesi olduğunu açıklamıştı. Bugünkü faşist örgütler ise bir kitle hareketine değil, egemen sınıfların komplolarına dayanıyorlar. Bu onları daha az tehlikeli yapmıyor, zira işlevleri aynı: sömürü, toplumsal eşitsizlik ve savaş biçimindeki barbarca gündemi zorla kabul ettirmek.

1930’larda olduğu gibi, büyük görev, emekçi kitlelere net bir program ve perspektif sağlamaktır. Faşizme ve savaşa karşı mücadele, uluslararası ölçekte ortak sınıfsal çıkarları temelinde birleşen işçi sınıfının kapitalizme karşı sosyalizm uğruna bağımsız siyasi seferberliğini gerektirmektedir. Bu perspektifi yalnızca WSWS’nin ve DEUK’un savunduğu kanıtlanmıştır. Troçki, yeni siteden hem gurur duyar hem de onun sadece faşizmi yenilgiye uğratmanın değil uluslararası ölçekte sosyalizmi kurmanın başlıca aracı haline geleceğine ikna olurdu.