Ölüm dalgasını durdurun! Pandemi vurguncularının politikalarını reddedin!

14 Aralık 2020

Kitlesel bir ölüm dalgası dünya geneline yayılıyor. Koronavirüs pandemisi bir kez daha Avrupa’yı ve Latin Amerika’yı mahvederken, salgının merkez üssü Amerika Birleşik Devletleri’nde.

Cuma günü, ABD’deki toplam ölü sayısı 300 bini geçti. Bu, yaklaşık olarak, her bin kişiden birinin öldüğü anlamına geliyor. Aynı gün 3.019 kişi daha öldü ve 246 bin yeni vaka ile rekor kırıldı. Saate yaklaşık 125 kişi ya da dakikada ikiden fazla insan hayatını kaybediyor. Sadece geçtiğimiz hafta en az 17 bin kişi öldü. Önümüzdeki haftalarda bu sayıların keskin biçimde artması bekleniyor. Son vaka sayıları, Kasım sonundaki Şükran Günü seyahatleri kaynaklı yükselişi yansıtmaya başlıyor ve ölüm oranı iki hafta geriden geliyor.

Hastaneler hastalarla dolup taşar ve sağlık sistemi çökmeye başlarken, durum çok daha tehlikeli hale geliyor. Doktorlar ve hemşireler, kimin tedavi edilip kimin edilmeyeceği hakkında korkunç kararlar vermek zorunda kalıyor. Geçtiğimiz hafta ABD’deki en az 200 hastane dolmuştu ve ülkedeki tüm hastanelerin üçte birinde, yoğun bakım ünitesi yataklarının yüzde 90’dan fazlası dolu.

COVID-19 kurbanları için yeni açılmış bir mezarlıkta, koruyucu giysileriyle mola veren bir işçi, Medan, Kuzey Sumatra, Endonezya. 16 Kasım 2020 Pazartesi. (AP Photo/Binsar Bakkara)

ABD’de ve Avrupa’da medyanın odak noktası, bir aşının ilk onayı ve dağıtımı oldu. Bir aşı ne kadar etkili olursa olsun, insanlar ancak yaşıyorlarsa ondan yararlanabilecekler. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri Müdürü Robert Redfield, Perşembe günü yaptığı açıklamada, “önümüzdeki 60 ila 90 gün boyunca her gün 11 Eylül’den veya Pearl Harbor’dan daha fazla insan ölecek” uyarısında bulunuyor ve aşının en az 60 gün –ve muhtemelen daha uzun bir süre– boyunca ölü sayısı üzerinde ciddi bir etkisinin olmayacağını belirtiyordu.

İşçi sınıfının bir müdahalesi olmadan, eşi görülmemiş seviyelerde ölümler devam edecek. Eğer ölümler 90 gün boyunca 3 binin üzerinde kalırsa, Mart ayının başına kadar 270 bin insan daha ölecek.

Egemen sınıf, bu duruma, sarsıcı düzeyde bir umursamazlıkla yanıt veriyor. WSWS’nin bu hafta uyardığı üzere, büyük bir savaş dışında benzeri görülmemiş bir ölçekte olan ölümler “normalleştiriliyor.” Pandemi, “acil bir eylem gerektirmeyen kaçınılmaz bir kozmik olaymış gibi” sunuluyor.

Trump yönetimi, bir yandan faşizan komplolarını sürdürürken, öte yandan “sürü bağışıklığı” politikasına devam ediyor. Bu politika, virüsün yayılmasını durduracak hiçbir önlem alınmaması anlamına geliyor. Taktiksel farklılıkları ne olursa olsun, Demokratlar da bu politikayla hemfikirdir. Onlar da felaketi durdurmak ve tersine çevirmek için hiçbir acil durum önlemi önermiyorlar. Bu hafta, Biden, halkı maske takmaya çağırmaktan, aşı üretme sözü vermekten ve okulların geri açılmasını talep etmekten başka hiçbir şey içermeyen koronavirüs eylem “planı”nı açıkladı.

Medya, her gün, ölümleri durdurmak için ne yapılması gerektiğinden hiç bahsetmeden ölüm haberlerini veriyor. Tatil sezonu sırasında seyahatin ve toplantıların tehlikesinden söz ediliyor. Virüsün yayılmasında fabrikaların ve işyerlerinin rolünden hiç söz edilmiyor ve okulların açılmasının sözde güvenli olduğuna dair kasıtlı yalanlar yayılıyor.

COVID-19’dan hayatını kaybeden Amerikalıların anısına yapılan geçici bir sanat tesisinde üzerinde not olan beyaz bir bayrak, Washington, 27 Ekim 2020 Salı (AP Photo/Patrick Semansky).

Egemen sınıf, işçileri, virüsü evde yaymakla suçlamaya kalkışıyor. Ne var ki, sistematik temas takibinin olmayışı, halen açık ve güvensiz olan işyerlerindeki yayılmayı gizlemek üzere tasarlanmıştır. Vakalar fabrikalarda ya da okullarda görüldüğünde, bu bilgi, sendikaların suç ortaklığıyla, şirket veya okul yönetimi tarafından gizli tutulmaktadır.

Egemen sınıfın politikasına meydan okunduğunda, buna baskıyla yanıt verilmektedir. Bu hafta, hükümetin Florida’da pandeminin yayılmasıyla ilgili yalanlarını teşhir etmeye çalışan veri bilimcisi Rebekah Jones, Florida Valisi Ron DeSantis’in emriyle gestapo tarzı bir polis baskınının hedefi oldu.

Egemen sınıf, hayatları kurtarmak için hiçbir şey yapmadığı gibi, on milyonlarca insanın karşı karşıya olduğu büyük toplumsal yıkımın üzerine gidecek hiçbir adım atmıyor. ABD’deki her on hanehalkından dördü, pandemi öncesine kıyasla gelirinin azaldığını bildiriyor. 4 milyondan fazla insan 27 haftadan fazla işsiz kaldı ve bu hafta, yeni işsizlik başvuruları 850 bin kişiye çıktı. 12 milyondan fazla Amerikalının Kasım ayında kira borcu vardı ve bu insanlar, ülke genelindeki borç ertelemesi bu ayın sonunda bittiği için evden çıkarılmakla karşı karşıya kalacaklar.

Kongre, kabul edilse bile yaygın toplumsal ihtiyacı karşılamayacak bir “teşvik tasarısı” üzerinde herhangi bir anlaşmaya varmadan önümüzdeki haftaya kadar tatile girdi. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, şu anda büyük ölçüde, şirketlere ve zenginlere ne kadar daha fazla para verebilecekleri konusunda kavga ediyor.

Bu felaket kaçınılmaz değildi. Virüs doğanın bir ürünü olsa da, ona verilen yanıtı, toplumsal ve ekonomik çıkarlar dikte etmiştir.

17 Mart’ta, ABD’deki toplam ölü sayısı sadece 121 iken ve virüs daha yeni yayılmaya başlamışken, Sosyalist Eşitlik Partisi (ABD), “işçi sınıfı için bir eylem programı” hazırlamıştı. Bu program, sağlık altyapısının acilen genişletilmesini, bütün okulların ve hayati önem taşımayan işyerlerinin, etkilenen bütün işçilere tam gelir sağlanarak derhal kapatılmasını kapsıyordu.

Eğer acil durum önlemleri uygulamaya konmuş olsaydı, yüz binlerce insanın hayatı kurtarılmış olacaktı. Virüsün ilk kez ortaya çıktığı Çin’de toplam ölüm sayısının 5 binin altında olması ve virüsün neredeyse tamamen yok edilmesi, bunun mümkün olduğunu göstermektedir.

Ancak egemen sınıf, kendi çıkarlarıyla bağdaşmayan bütün önlemleri reddetti. Trump yönetimi, Demokratik Parti’nin yardım ve yataklığıyla, tehdidi önemsiz gibi göstererek gerekli adımları atmadı. Aynı zamanda pandemi, dünya tarihindeki en büyük servet aktarımını hayata geçirmek için kullanıldı. Kongre’nin neredeyse oybirliğiyle aldığı kararla, trilyonlarca dolar Wall Street’e teslim edildi.

Bu halledilince, siyaset kurumunun ve medyanın çizgisi şu oldu: “Çare hastalıktan daha kötü olamaz.” Nisan ve Mayıs aylarında ülke genelinde işyerleri geri açıldı ve ekonomik faaliyetteki kısıtlamalar kaldırıldı.

Halk sağlığı, pandemi vurguncularının sunağında kurban edildi. Pandeminin başlamasından bu yana, büyük ölçüde borsalardaki yükseliş nedeniyle, ABD’deki tüm milyarderlerin (651 kişi) serveti, 1 trilyon dolardan daha fazla arttı. Servetteki bu artış, ülkedeki her bir yetişkine ve çocuğa tek başına 3 biner dolar sağlamaya yeterdi.

Kapanma uygulamasının reddedilmesi, artık büsbütün canice bir karaktere bürünmüş durumda. Önümüzdeki haftalarda hayatını kaybedecek olan on binlerce insanın birçoğu, okulların ve işyerlerinin geri açılması sonucunda hastalığa yakalanacak.

Hemen bir acil müdahale yapılırsa, yüz binlerce insanın hayatı kurtarılabilir!

Sosyalist Eşitlik Partisi, hayati önem taşımayan bütün işyerlerinin ve okulların derhal kapatılmasını talep eder. İşe geri dönüş mümkün olana kadar işçilere düzgün bir yaşam standardını garanti etmeye yetecek bir gelir sağlanmalıdır. Ekonomik çöküşle karşı karşıya olan küçük işletmelere ciddi bir yardım yapılmalıdır.

Virüsü durdurmak için yapılabilecek hiçbir şeyin olmadığına dair tüm iddialar, bütün toplumsal yaşamın Wall Street’in çıkarlarına tabi kılınması gerektiği fikrine dayanmaktadır. Pandemi vurguncularının kamu hazinesini yağmalayarak biriktirdikleri trilyonlarca dolar, toplumsal ihtiyaçları karşılamak için geri alınmalıdır. Dev finansal kuruluşlar ve şirketler, demokratik denetim altındaki kamu işletmelerine dönüştürülmelidir.

SEP, bütün işçileri, hayatları kurtarmak için gerekli önlemleri almak üzere iş güvenliği ve eylem komiteleri örgütlemeye çağırıyor. Öğretmenler, otomotiv ve diğer imalat işçileri, Amazon ve lojistik işçileri, öğrenciler ve gençler, ortak eylem örgütlemek için bu komiteleri kurmalılar. İşçiler, bu koşullar altında çalışmayı reddetme hakkına sonuna kadar sahiptir. İşçilerin sağlığı, şirket ve finans oligarşisinin kârlarından önce gelmelidir!

Bu komiteler, aynı koşullara ve aynı çıkarlara sahip olan, ABD’deki ve dünya genelindeki işçiler arasında bağ kuracaktır.

En önemlisi, pandemiyle mücadele, egemen seçkinlere ve kapitalist sisteme karşı bir siyasi mücadeledir. Amerikan kapitalizmi kapsamlı biçimde teşhir oluyor. Egemen seçkinlerin tüm yetersizliği, gaddarlığı ve caniliği açığa çıkıyor. Gelişmekte olan felaket, kapitalist sisteme son verme ve yerine sosyalizmi geçirme gerekliliğini gösteriyor.

Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılın!

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (ABD) açıklaması